← Yazılarıma dön

Psikolojiyle Tanışmak: Kendine Merakla Bakmanın İlk Adımı

Psikolojiyle Tanışmak: Kendine Merakla Bakmanın İlk Adımı

Psikoloji sözcüğü çoğu kişide önce sorunları, tanıları veya terapi odasını çağrıştırır. Oysa psikoloji, insanın nasıl düşündüğünü, hissettiğini, öğrendiğini ve ilişki kurduğunu anlamaya çalışan geniş bir bilim alanıdır. Onunla tanışmak için hayatımızın tamamen karışmış olması gerekmez. Bazen başlangıç, yalnızca “Ben bunu neden böyle yaşıyorum?” diye içtenlikle sorabilmektir. Kendimize merakla bakmak, her davranışımızın altında gizli bir neden aramak anlamına gelmez. Ama tekrar eden örüntüleri fark etmemize yardımcı olabilir. Bazı konuşmalarda neden hemen savunmaya geçtiğimizi, belirsizlikte neden zorlandığımızı veya dinlenirken bile neden suçluluk hissettiğimizi gözlemlemek; iç dünyamızla daha açık bir ilişki kurmanın ilk adımıdır. Bu bakışın merkezinde yargı değil, işlev vardır. “Bende yanlış olan ne?” sorusu çoğu zaman bizi daraltır. “Bu tepki şu anda neyi korumaya çalışıyor?” sorusu ise yeni bir alan açabilir. Kaygı bazen yaklaşan bir tehlikeye hazırlanmak, öfke sınırlarımızın aşıldığını göstermek, üzüntü ise değer verdiğimiz bir kaybı anlamlandırmak için ortaya çıkar. Her duygu hoş değildir; yine de her biri dikkate değer bir bilgi taşıyabilir. Psikolojiyle tanışmanın pratik bir yolu, yaşantıyı dört küçük parçaya ayırmaktır: O anda ne oldu, aklımdan ne geçti, bedenimde ne fark ettim ve nasıl davrandım? Bu sorulara kesin cevaplar vermek zorunda değiliz. Ama birkaç gün boyunca kısa notlar almak, otomatik ilerleyen anları görünür kılabilir. Böylece düşünceyi gerçek, duyguyu emir ve alışkanlığı değişmez bir özellik gibi görmemeye başlarız. Kendini anlamak yalnızca içe bakmakla da sınırlı değildir. İnsan, ilişkiler içinde şekillenir. Yanında rahatça susabildiğimiz kişiler, kendimizi kanıtlamaya çalıştığımız ortamlar, “hayır” demekte zorlandığımız anlar ve görülmüş hissettiğimiz karşılaşmalar bize önemli ipuçları verir. Bu nedenle psikolojik farkındalık, hem iç sesimizi hem de çevremizle kurduğumuz bağı duymayı içerir. Buradaki amaç kusursuz bir öz farkındalık geliştirmek değildir. İnsan bazen ne hissettiğini bilemeyebilir, çelişkili ihtiyaçlar taşıyabilir veya eski bir alışkanlığa geri dönebilir. Psikolojik esneklik, hiçbir zaman zorlanmamak değil; zorlandığımızı fark edip kendimize yeni bir yanıt verme ihtimalini koruyabilmektir. Psikolojiyle tanışmak, kendimizi tek bir açıklamaya sığdırmaktan çok daha fazlasıdır. Merak ettikçe, gözlemledikçe ve acele etmeden anlamlandırdıkça iç dünyamız daha tanıdık hale gelir. Bazen değişimin ilk işareti de budur: Kendimize karşı biraz daha açık, biraz daha nazik ve biraz daha dürüst olabilmek.